YEMEN Şİİ-SELEFİ ÖĞRETİLERİNİN-MEDRESELERİNİN ÇATIŞMASI

SELAMİ KÖKÇAM

YEMEN Şİİ-SELEFİ ÖĞRETİLERİNİN-MEDRESELERİNİN ÇATIŞMASI

MAYIS 2017

  1. Mukaddime

Suudi Arabistan’ın 2015 yılında Yemen’e müdahalesi ile sonuçlanan ve tarihi uzun yıllar öncesine dayanan Yemen İç sorunları manzumesi 60’lı yıllarda çıkan iç savaş ile şekillenmeye başlamıştır. Bilindiği üzere Yemen; hali hazırda kabilelerin etkin ve güçlü olduğu ve kuzey bölgelerinde kısmi emirlik sayılabilecek federal kabile yönetimlerinin bulunduğu ve esasen modern bakış açıları ile anlaşılamayacak kadar özgün bir sosyolojik yapıya sahiptir. Kuzey Yemen iç savaşının sona ermesi, Güney Yemen’le aralarında oluşan ekonomik farklılıklar-sınırda keşfedilen petrol rezervleri gibi pragmatik sebeplerin sürüklemesi Yemen siyasi elitleri açısından yeni fırsatların doğduğunun belirmesi Ali Abdullah Salih yönetiminde 1990’ da birleşik Yemen’in kurulması ile sonuçlandı. Ancak ülke içindeki ekonomik farklılıklar yıllar içinde daha belirginleşti ve Ali Abdullah Salih yönetimine karşı protestolar başladı.

Suudi Arabistan Kuruluşundan itibaren Vahhabi öğretiyi benimsemiş ve aynı zamanda bu öğretiyi kendi nüfuz mücadelesinde kullanmaya çalışmıştır. Bu bağlamda Yemen iç savaşından sonra Suudi Arabistan’da okumuş aslen Zeydi Mukbil Vedai vahhabi öğretinin Yemen’de dini okullar açmasına ön ayak olmuş ve Selefi “Dar-ul Hadis Medresesini” Suudi sınırında ki Demc köyünde kurmuştur. [1]  Bu hadise bölgenin etkili ve güçlü dini gruplarından Zeydilerin, Zeydiliğin sosyal ve siyasi etkisini azaltacağı tepkisini çekmiş ve bu okullara karşı” Genç Mümin Medresesini” kurdular. [2]  Bölgede iki dini grup arasındaki gerginlik 2004 yılında hükumet güçleri ile Zeydi lider taraftarlarının silahlı çatışmasına yol açmıştır.

2004 yılında başlayan her merhalede farklı bir yönüyle yansıtılan, aslında mezkûr iki dini grubun nüfuz mücadelesi olan süreç Suudi yönetiminin bunu milli güvenlik meselesi olarak algılaması ve 2011’ de başlayan Arap Baharı rüzgârının Ali Abdullah Salih yönetimini yerinden etmesi ve Salih’in Husilerle iş birliği yapması ucu açık bir çatışmanın başlamasına yol açmıştır.

Suudi Arabistan için Yemen bir milli güvenlik meselesi ve aynı zamanda İran’ a kaptırmaması gereken stratejik bir alan olmanın yanı sıra “Nüfuz mücadelesi alanı olan Yemen’de iki dini anlayışın savaşın şekillenmesindeki rolü nedir?” sorusuna verilecek cevap ehemmiyet kesp etmektedir

2.ZEYDİLİK

Zeydilik dini bir fırka şeklinde Emeviler döneminde 8. Yüzyılda otaya çıkmıştır.[3] Zeydilik Zeyd bin Ali bin Ebu Talip’e tabi olunan Şiiliğin İmamilik ve Zeydilik olan 2 fırkasından birisidir. İmamilik Hz. Ömer ve Ebu Bekir’ i inkâr etmesi yönü ile Rafızilik olarak da adlandırılmıştır. Zeyd Bin Ebu Talip Medine’de ikamet ederken Emevi halifesi Hişam Abdulmelik’in daveti üzerine Şam’a gelmiş ve Irak’a gönderilmiştir.[4] Zeydilik kendi içinde birçok fırkaya bölünmüş olup önemlileri şunlardır;

  • Carudiyye
  • Salihiyye
  • Süleymaniyye
  • Kasımiyye
  • Hadiviyye
  • Nasıriyye
  • Sabahiyye

Tüm fırkaların Siyasi İmamlık ve Dinin Usul ve Esasları yönünden kendilerine has görüşleri vardır[5].

Abbasiler döneminde Halifelikten kaynaklanan sorunları olmuş ve birçok Zeydi isyanı baş göstermiştir. Zeydiler Abbasiler döneminde Emeviler döneminden daha çok baskı ve zulüm gördüklerini ifade etmiş ve yazmışlardır[6]. Zeyd bin Hüseyin döneminde Tarbistan’da ilk Zeydi devleti kurulmuş ve kurucusunun ölümüne müteakip bir asra varan sürenin sonunda yıkılmıştır (824-925). Büveyhiler Abbasi devletinin başkenti Bağdat’ı işgal ettikten sonra halifeliği değiştirmek istemişler ve Zeydileri ön plana çıkartmışlar ve verasi İmamlık teşkil etmiş Abbasi halifelerine öldürmüşlerdir. 1055 yılında Selçukluların Bağdat’ı Büveyhilerden almasıyla son bulmuşlardır[7]. Zeydiliğin İmami Şiilikten ayrılan en önemli özelliği halifeleri kabulü olmakla beraber daha birçok hususta İmami Şiilikle ayrıldığı ve birleştiği nokta vardır. Zeydilik akıl ve mantığa verdiği önem derecesi ile Mutezilik mezhebini de kapsadığını söylemek mümkündür ancak Zeydilik teoride Mutezile pratikte ise Zeydi’dir.

3.YEMENDE ZEYDİ VARLIĞI

Tabristan’da devletlerini kaybeden Zeydiler Hadi önderliğinde Yemen’in dağlarında barınmışlarıdır. Hadi önderliğinde Sa’ada’ ya gelen Zeydiler burada Zeydiliği yayma çalışmalarına başlamışlarıdır. Zeydiler Osmanlılar döneminde tahakküm altına alınsalar da Yemen coğrafyasından faydalanarak sık sık isyan girişimlerinde bulunmuşlar ve 20. Yüzyılın başlarında İngilizlerin bölgeye gelmesi ile kendi bölgelerinde ve zamanla da tüm Yemen’i kapsayacak şekilde hakimiyet sağlamışlardır.

Esasen bugün ortaya çıkan durumu izaha başlarken ve 2009 yılında Zeydi Şiiliği olarak bilinen gruplar ile hükümet birlikleri arasında yeniden başlayan çatışmaların köklerini Kuzey Yemen’de 1962 yılında gerçekleşen askeri darbeye kadar götürmek gerekir. 1962 yılında Albay Sallal tarafından gerçekleşen darbeyle İmamlık yönetimine son verilmiş, ardından Cumhuriyet rejimi kurulmasına karşın ülkeye istikrar gelmemiş ve kanlı bir iç savaş başlamıştır. Darbe sırasında sarayda bulunan ancak kaçmayı başaran İmam Bedr’in başlattığı isyan kısa sürede büyümüş ve Kuzey Yemen günümüze kadar sürecek olan bir iç savaşa sürüklenmiştir. Darbeden hemen sonra Mısır, cumhuriyetçileri desteklemek için Yemen’e asker gönderirken Suudi Arabistan ise Şii İmamları desteklemiştir. Albay Sallal komutasında gerçekleşen darbeden sonra yayınlanan ilk bildiride devrimin amaçları imamlık rejimini kaldırmak, sosyal adaleti gerçekleştirmek ve kabile imtiyazlarına son vermek olarak açıklanmasına karşın Mısır’ın etkisi bölge ülkelerinin yeni rejime muhalefet etmesine yol açmıştır. Mısır’ın askeri desteğiyle Albay Sallal kısa sürede ülkenin büyük çoğunluğunda denetimi sağlamışsa da Şii kabilelerin etkin olduğu ve Suudi Arabistan sını- rında bulunan kırsal ve dağlık bölgeler İmamcı güçlerin kontrolüne geçmişti. Zeydi Şiiliğinde İran Şiiliğinden farklı olarak iktidarın Ehl-i Beyt soyundan gelen İmamlarda olması temel esastır. Albay Sallal Şii olmasına karşın ne Seyit ne de Şerif’ti. Bu durum Kuzey Yemen’de çoğunluğu oluşturan Şiilerin isyanının yayılmasına yol aç- mıştır. Çatışmaların yayılmasına paralel olarak Mısır-Suudi Arabistan gerginliği artmış ve bir ara Mısır uçakları Suudi Arabistan topraklarını bombalamıştır. 1962-67 arası dönem, bir yandan hükümet birlikleri ile Zeydi militanların çatışmasına diğer yandan taraflar arasındaki sorunları çözmek için başarısız uzlaştırma çabalarına sahne olmuştur. Kuzey Yemen İç Savaşı’nda dönüm noktası 1967 Arap-İsrail Savaşı’nda Mısır’ın yenilmesi olmuştur. Yenilgi üzerine Nasır rejimi Cumhuriyetçilere verdiği desteği kesmek ve Cumhuriyetçi askerler de Suudi Arabistan’la anlaşmak zorunda kalmıştır. Yemen’de İmamcılar ile Cumhuriyetçilerin yeni bir iktidar paylaşımı konusunda anlaşmaya varmalarından hemen sonra Suudi Arabistan başta olmak üzere geleneksel Monarşiler Kuzey Yemen Cumhuriyeti’ni resmen tanımıştır.[8]

 

4.HUTİLERİN ORTAYA ÇIKIŞI

 

Hutiler Şiiliği iki fırkasından biri olan Zeydiliğe mensupturlar. Husiler kendilerini Zeydi din Alimi ve dini otoritesi olan Bedrettin Huti (1926-2010)’ye atfen isimlendirilmişlerdir. Yemen’in yüksek ve engebeli tepelerinde yaşamakta olan Zeydiler 1962’ de yıkılan devletlerine kadar uzun yıllar Kuzey Yemen’de hakimiyetlerini devam ettirmişler bu sayede dini öğretilerini ve sadeliklerini korumayı başarmışlardır. Zeydilerin yaygın olarak bulundukları bölgeler; Sa’ada, Hucce, San’a, Mahvit, Amran ve Zimar bölgeleridir. Zeydileri Şiilikten ayıran en önemli özellikler halifeleri tanımaları ve 12 İmam öğretisinin aksine Velayeti Fakih yerine Fatıma’nın soyundan gelen lidere imamet nasp etmesidir. Zaten bu inançları sebebiyledir ki Şiilikten bir nevi azledilmiştir. Ancak Hutileri Zeydilikten ayıran ve on iki imam öğretisine yakınlaştıran yukarıda belirtilen Zeydi fırkalarından Carudiye’ye mensup olmalarıdır. Zeydiler Yemen nüfusunun %35-40’ını oluştururken Hutiler’in oranı %2’dir.

Tarihler 2004 yılını gösterdiğinde dünya Huti ismini duymaya başlamıştı. Yemen’de silahlı bir isyancı hareket olarak ortaya çıkan Hutiler Kuzey Yemen’nin Sa’ada kentinde Hükümet güçleri ile çatışıyorlardı. Hutiler isimlerini hareketin kurucusu Alim Bedrettin Huti’nin oğlu Hüseyin Huti (Husi)’den almaktadırlar ancak hareketin kurulması 1986 yılına gitmektedir. Bedrettin Huti Zeydilerle birlikte ‘Gençler Birliği’ ni Zeydilerin eğitilmesi ve kültürlerinin korunması için kurmuş daha sonra 1990’da ki birleşmeyle birlikte siyasi partilerin kurulmasına izin verilince Zeydi fikrini savunan ‘Hak Parti’sinin kurulmasına katılmıştır. Esasen Hak Partisi geçiş döneminde (1993’de biten) Sosyalist partisine yakın durmuştur. 1994 yılında Yemen’de etnik veya ayrılık savaşı Ali Abdullah Salih (Birleşmeden önce Kuzey Yemen Başkanı) ve Halihazırda ki Başkan Ali Salim Bayd (Sosyalist Parti başkanı başlamış, Hak Partisine yakın ve Güney Yemen Başkanı) arasında başlamış ve Salih yönetimindeki hükumet güçleri galip gelmiştir.

Savaşın bitmesiyle birlikte hükumet güçleri ülke genelinde hakimiyetini askeri ve siyasi yönden güçlendirdi. Hak Partisinin müttefiki ve ana muhalefet olan Sosyalist Parti zayıfladı. Hak Partisi 1993 yılında yapılan seçimlerde Alim Bedrettin Huti’nin oğullarının seçilerek Meclise girmesine rağmen siyaseten etkisiz bir dönem geçirdi. Belirtmek gerekir ki Selefi öğretinin akidelerini tehdit ediyor olması ve Yemen’de hızla yayılmasına bir anlamda tepki olarak kurulan, Zeydi akidesinin korunması, öğretilmesi ve kültürünün devamı için gayesi ile oluşturulan ‘İnanan Gençler Örgütü’ kurucusu olarak bilinen Hüseyin Huti’de seçilerek meclise girdi. Bu tarihten hemen sonra Hak Partisi bölündü ve Ali Abdullah Salih yönetimindeki Konferans Partisi ile Hak Partisi destekçileri arasında siyasi ayrılıklar keskinleşerek artmaya başladı. Bedrettin Huti bu olaylardan sonra İnanan Gençler Örgütü’nün başına geçmek için 1997 seçimlerine katılmama kararı aldı ve oğlu Hüseyin Huti yönetiminde Zeydi öğretinin yaygınlaştırılması faaliyetlerine hız verdi. Öyle ki Sa’ada dışında San’a, İmran, Hucce ve Zimar gibi şehirlerde merkezler kurmak sureti ile çalışmalarını yaygınlaştırdılar.

İnanan Gençler Örgütü nüvelerinin genişleyerek ülke sathına yayılması ve Ali Abdullah Salih yönetiminde ki İktidar partisinin desteğini alması, Selefi, Kabile ve İhvan hareketlerinin birleşme noktası ve iktidar partisinin alternatifi olan Reform Parti’sinin bir anda oyalanması olarak okunabilir. Ancak Zeydilerin siyasi araç olarak kullanılması onların derin varoluşsal yargılarından derin değildi. Zaten hareketin lideri olan Hüseyin Huti’nin keskin düşünceleri ve Amerika’ya Afganistan, Irak savaşları ve Teröre tanımları yüzünden düşmanlığı Hutiler tarafından İslama Savaş olarak okunuyordu. Bu duyguların Hutiler içinde yayılması ile Amerika ve İsrail’e Ölüm sloganları duyulmaya başlandı. Hutiler Amerika’nın terörle mücadele kapsamında Yemen’de operasyon yapmasını egemenliklerinin ihlali olarak gördüler.

Bu aşamadan sonra Hutiler ile Hükümet arasında çatışmalar Hutilerin Hükümeti Amerika’nın terör propagandasının bir parçası olmakla suçlaması ile arttı. Hutiler ülke genelinde Amerika ve Hükümet aleyhine protestolar düzenlemeye başladı. Bunu üzerine Hükümet Hüseyin Huti ve destekçilerini;

Hutilerin Kuzey Yemen’de devlet kurmak istedikleri

-.Hutilerin destekçilerine devletin koyduğu vergileri vermemelerini nasihat ettikleri

-Hutilerin devletin güvenliği ve dış ilişkileri ile uyumlu olmayan sloganlar ürettikleri

-Hutilerin 46 sene önce yok olan İmamlığı getirmek istedikleri

   sebepleri ile itham etti.

Örgüt ise kendisini yeni bir devlet kurma fikrinden uzak tutarken önemli gerekçe olarak Selefi yayılmacılığını gösterdi. Ancak anlaşılmaktadır ki Hutiler bölünme savaşından sonra siyasi sahanın dışına itilmesinin etkisiyle ulusal yönetimde yer edinmek ve Kuzey bölgelerinde kontrol sağlama isteği ile hareket etmiştir. Hutiler ile yönetim arasında artan çatışma ve Hutilerin askeri devriyelere saldırması, nüfus bölgelerinde askeri kontrol noktaları oluşturmaları hükûmeti Hüseyin Huti hakkında bilgi verenlere ödül vadetmesine yoluna itti ve çatışmanın başlamasından birkaç ay sonra Hüseyin Huti’nin ölümü ile sonuçlandı.

Hüseyin Huti’nin öldürülmesi sonrasında hareketin liderliğine kardeşi Abdülmelik Huti geçti ve hareketin ismini ölen kardeşine atıfla ‘Hutiler’ yaptı.

İki grup arasındaki çatışma uzun yıllar devam ettikten sonra 2010 yılında ateşkese varıldı ancak Arap Baharının başlaması ile gelen değişim rüzgârı Hutileri Ali Abdullah Salih’i deviren gösterilerle beraber tekrar siyasi arenaya geri getirdi.

Arap Baharının getirdiği değişim rüzgârı ile sarsılan Yemen askeri ve Siyasi bürokrasisi Husilere askeri ve siyasi anlamda güçlerini takviye etme ve sahada güçlü bir aktör olma fırsatı sundu. Hutiler özellikle Kuzey Batı Yemen’in kontrolünü ellerine aldılar ve ulusal diyalog konferansına katıldılar ancak Abdrabbeh Hadi liderliğinde teşekkül eden yönetim tarafından görmezden gelinerek, Zeydilerin karşılaştıkları zorlukların giderilmesi ve bölgelerinin kalkındırılması gibi istekleri ötelendi.  Hutiler bunları 2013 yılında gerçekleşen Ulusal Diyalog Konferansının bir çıktısı olarak, Zeydi halkın mağduriyetlerinin giderilmesi ve Hutilerin devlet organlarına katılımı, görüyorlardı.

Hutiler tüm bu gerekçeler ve geçiş hükümetinin zayıflığından faydalanarak Hükümete yönelik gösterilerini arttırdılar. Topluluklardan güç alan örgüt ile zayıf devlet güçleri arasındaki olaylar silahlı çatışmaya dönüştü. Hutiler Başkent San’a’yı kontrollerine almayı başardılar ve Anayasa yapımında etkin güç olmak istediklerini ilan ettiler. Başkentte Başkanlık Sarayını ele geçirdikten sonra Başkan Hadi ile Huti’ler arasında isyanı bitiren anlaşma sağlandı.

Anlaşmanın maddeleri;

-Hutilerin Parlamentoda daha fazla temsil hakkı verilmesi ve yeni Anayasa’da isteklerinin dinlenilmesi

-Federasyon devletini kurulması

-Güney Yemen’in Hükümette yüksek temsiliyeti

Anlaşmadan bir gün sonra Başkan Abdrabbeh Hadi anlaşmanın başarısız olduğunu ve istifa ettiğini açıkladı. Bundan sonra güçlerini pekiştiren Hutiler Güney yönünde ilerlemeye başlayıp San’a’dan geçiş Hükümetini çıkardılar. Hutilerin bu ilerleyişinden rahatsız olan körfez ülkeleri Suudi Arabistan önderliğinde Yemen’de Hutilere karşı operasyon başlattı.

 

SONUÇ

Yemen Tarihi olarak Belkıs’tan bugüne birçok tarihi hadisenin baş aktörü olagelmiş, sahip olduğu stratejik konumu coğrafi keşifler ve sömürgecilik faaliyetleri bir kat daha artmıştır. Günümüzde Arap yarım adasının Afrika’ya en yakın kısmında ve petrol geçiş güzergahlarına hâkim konumda olması ve bölgesel güç mücadelesinin tesirinde kalması ile önemini korumaktadır. Emevi ve Abbasi dönemlerinde uygulanan politikaların sonucu olarak ortaya çıkmasının yanı sıra genel kaidenin dışında akaide sahip olması ile Zeydiler dikkatleri çekmektedir. Burada belirtmek gerekir ki Zeydiliğin tarihi Şii-Sünni trajedilerini yaşandığı bölgelerden uzak olması inanç ve kültürlerini korumalarında avantaj sağlamıştır. Uzun yıllar devlet nizamından uzak tepelerde uzlet halinde yaşayan Zeydiler Yemen’de Kasımi hanedanı ile İmamlar tarafından yönetilmiştir. 1962 yılında yapılan askeri darbe ile kurulan Demokratik Yemen Cumhuriyeti’nde sistemin dışına itilmiş ve hakları göz ardı edilmiştir. Zeydiler sisteme muhalif yanlarına rağmen uzun yıllar devlete entegre olmaya çalışmışlardır. Özellikle burada belirtilmelidir ki Suudi Arabistan himayesinde ki Vehhabilik düşüncesinin Yemen’de ilk nüvelerinin atıldığı Demac şehrine kendilerine has gerekçelerle saldırmış ve Selefi öğretinin yayılma merkezi sayılabilecek merkezi kapatmışlardır. Yemen’de bulunan İhvan ve Selefi akımların yayılmacı siyasetine tepki vermişler ve kendi öğretilerini yaşatmayı hedeflemişleridir. Ancak 20. Yüzyılın sonlarında birleşen Yemen’in şartları Zeydileri farklı pozisyon almaya doğru sürüklemiş ve Hak partisinden ayrılan Bedrettin Huti ve destekçileri İnanan Gençler Örgütünü kurmuş bu örgüt 2004 yılında Ensarullah adıyla silahlı milis gücü haline gelmiştir. Bu çalışmanın muhtevasında incelenmeye çalışılan konu iki öğretinin çatışması olmakla birlikte görülmüştür  ki Şafii Sünniliğine yakın bakış açıları ile Zeydilerin son yıllarda silahlı milis güçleri  ile yaptıkları tenakus oluşturmuş ve Selefi akım ile arasında var olan yarış artmış ve katlanarak devam edecektir.

 

Kaynaklar

  • Ahmet Şevki, İbrahim Ömerci “Zeydilerin Siyasi ve Fikri Hayatı” , Mendoli Yayınları, 2000
  • Mehmet Zeki İşcan, Selefilik;İslami köktenciliğin tarihi temelleri, Kitap Yayınevi, 2006
  • Dr. Mustafa Öz, İslam Mezhepleri Tarihi, Ensar Yayınları, 2016
  • Doç. Dr. Mazlum Uyar, Şii Ulemanın Otoritesinin Temelleri, Kaknüs Yayınları, 2004
  • Mucip Hamidi, Sa’da’ da Şii-Selefi çatışması, 2013
  • Ali AbdulAl, Husilerin kırmızı çizgileri ve Yemende Mezhep savaşları, 2009
  • Aleksendır Sigel, Dijital Asırda Şii-Sünni çatışması-dayanışması, 2015
  • Abdhalim Mahmut,Birlik ve Adalet , C.2 S.105
  • Asfahani, Talibilerin Savaşı s.128
  • İslami Makaleler, C.1 S.88
  • İbni Kuteybe, Maarif S.23
  • Ali Abdullah Salih ilk önce bu okulları ıslah yoluna gitmiş başarılı olamayınca 2000 yılında kapatmaya başlamıştır. Bkz: Yemen Savaşında İnsani Yardımda karşılaşılan zorluklar, Human Right Watch, Vaşınton,2008
  • Veran BUNFEVİ, Yemen’de Selefilik, Sınırsız Memleket Ülke Yayınları, S.245
  • http://yemenpost.net/Detail123456789.aspx?ID=3&SubID=2934&MainCat=3

[1] Veran BUNFEVİ, Yemen’de Selefilik, Sınırsız Memleket Ülke Yayınları, S.245

[2] Ali Abdullah Salih ilk önce bu okulları ıslah yoluna gitmiş başarılı olamayınca 2000 yılında kapatmaya başlamıştır. Bkz: Yemen Savaşında İnsani Yardımda karşılaşılan zorluklar, Human Right Watch, Vaşınton,2008

[3] İbni Kuteybe, Maarif S.23

[4] İslami Makaleler, C.1 S.88

[5]Dr.Abdhalim Mahmut,Birlik ve Adalet , C.2 S.185

[6]Asfahani, Talibilerin Savaşı s.128

[7] Dr.Abdhalim Mahmut,Birlik ve Adalet , C.2 S.105

[8] 1962-1967 Yemen İç Savaşı için bkz., Bkz.: Veysel Ayhan, “Arap Yarımadasında Demokrasi Olabilir Mi? Yemen Örneğinde Demokrasi ve Toplumsal Yapının Tarihsel Perspektifte Analizi”, İkinci ODTU Uluslararası İlişkiler Konferansı, Ankara, 23-25 Haziran 2003, http://www.ir.metu.edu.tr/conf/papers/ayhan.pdf